“Hayatın olağan akışı ” hukukta sıkça kullanılan bir yapıdır. Bir olay yada davranışın makul karşılanması için, hayatın olağan akışı içinde öyle davranılmasının normal olması gerekir.  

 

Kosova’daki son genel seçimlerden sonra siyasi çekişmenin ve iktidar savaşının iyice kızıştığını gözlemlemek mümkün. Çoğunlukta olmayan toplulukları temsil etme iddiasında olan partiler ve bunlardan biri olan KDTP’nin de eleştirilerden nasibini aldığı görülüyor. Bu eleştirilerin temel sebebi birbirine zıt olan iki hükümetin güven oylamasında da KDTP milletvekillerinin kabul oyu kullanmış olmaları. Dışarıdan bakıldığında çelişkili gibi görünen bu tutumun önemli bir sebebi var: Topluluklara tanınmış olan anayasal haklar.  

 

Anayasa, normal koşullar altında iktidar olamayacak, hatta belki mecliste bile temsil edilemeyecek topluluklara güvence getirmiştir. Bu durumda hayatin olağan akışına göre, çoğunluk olmayan bir topluluğu temsil eden bir partinin, meclise girmek mümkün iken meclise girmemesi beklenemez. Yine hayatın olağan akışına göre, böyle bir partinin, hükümette yer almak mümkün iken (olağanüstü bir durum yok ise) hükümet dışında kalması da beklenemez. Bu durum elbette almış olduğu kararların eleştiremeyeceği anlamına gelmez. Ancak ülkenin içinde bulunduğu siyasi bir gerilim var ise bununla ilgili öncelikle büyük partiler eleştirilmelidir. 

 

Öte yandan çağdaş demokrasi kültürü, eleştiriyi, şeffaflığı ve çoğulculuğu da gerektirmektedir. KTDP yönetiminin de bu eleştirilerden alması gereken bazı dersler olabilir. 

 

Örneğin, kritik kararların alınmasında bu konuda halkın düşüncelerini almaya yarayacak iç referandum veya elektronlik oylama gibi şeyler düşünülebilir. Sadece halkın düşünceleri değil, konusuna göre uzman kişilerin de görüşleri alınmalı ve tüm bunlar parti yönetiminin tecrübesiyle bir araya gelerek ortak bir karara varılmalıdır. Şeffaflık gereği de alınan siyasi kararların sebepleri halka açıklanmalıdır. Örneğin, bir yasanın oylamasında neden kabul veya red oyu kullanıldığı açıklanmalıdır. 

 

Yapılabilecek bir diğer şey, gençlerin görüşlerine daha fazla kulak verilmesidir. Özellikle Türkiye başta olmak üzere yurtdışında eğitim almış gençlerin fikirlerinin dikkate alınması partinin dinamizmini artırır.  

 

Yerel veya bölgesel ayrımcılıktan mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Oy sayısı ne olursa olsun, partinin tüm şubelerine eşit uygulama yapılması çoğulcu demokrasinin gereğidir. Somut örnek olarak, parti aracılığıyla kamusal konumlara gelenlerin mümkün olduğu kadar farklı şubelerden olması gerekir. Bununla ilgili tüzük değişikliği başta olmak üzere temsilde adalet konusunda etkin önlemler alınmalıdır. 

 

Son olarak, parti aracılığı ile kamusal konuma gelenler üst üste 2 veya 3 dönem görev yaptıktan sonra en az bir dönem dinlenmeli, böylece başkalarına da fırsat tanınmalıdır.  

 

 AV. İbrahim Ömer

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Comments

  1. Mahir 11/06/2020

    Selamınaleyküm, Ne güzel bir yazı. Eleştirilere kapalı olan ve eleştirenlere kuduz köpekler gibi saldıran kendini siyasetçi zanneden parti yetkililerinin kulağına kûpe olur insallah.