Hak! Çok geniş bir kavram. İnsan hakları, hayvan hakları, yaşama hakkı, anayasal haklar…. Tabi bir de tarihin, doğanın vermiş olduğu haklar var. Birileri de bu hakları kendine göre yorumlayıp hakkını isteyenlere rahatça ithamda bulunup “bölücü” der…onlar da düşüncelerini kendi kapasitelerine göre yorumluyor tabi….

Kosova Türkleri bu ülkenin yapıcı, karar verici unsurlarıdır. Ülkenin yapılanması ve gelişmesinde siyasi olarak toplum olarak etkili olması gereken topluluktur. Bu haklar da anayasal hak dışında bu topluma verilen doğal haklar ve tarihin getirdiği  haklardır. Kosova Türkleri’nin soylu tarihi bu günün siyasetini idealize etmeyi gerektirir. Ancak  geçmişi idealize etmek, şimdiyi anlamamıza yetmez. Geçmişimizi ve tarihimizi bilmek başka bir şey, idealize etmek başka bir şey. Bundan kastım Kosova siyasi tarihinde 2. dünya savaşından sonra veya daha da önce yapılan siyasi hareketleri idealize etmek… Bu gün küresel dünyada farklı bir siyasi anlayış mevcut, ve biz başarı sağlayacak isek buna göre ilerlemeliyiz.

   Kosova’nın yapılanmasında toplum olarak çok zayıf kaldık. Birçok alanda karar verici olabiliriz, ama olamıyoruz. Bunun en büyük sebebi de bizleri 13 yldır aynı siyaset (çi) anlayışının yönetmesidir. Maalesef bizi yönetenler ecdadının bu topraklarda “ADALET” i temsil ettiğini bilmemekte ve bunu da halkına unutturmaktadır. Adaletsizce yönetilen toplumlarda siyasetçiler toplumsal yapılanmadan çıkıp siyaseti ve onlara o hakkı veren gücü tamamen  bireyselci bir anlayışla kullanmakta. Tarihini bilmeden bu gününü analiz edemeyen ve bir ideali olmayan siyasetçiler ve o siyasetçilere destek veren toplumlar yok olmaya ve hatta başka toplumların  güdümüne  girmeye  mahkumdur.

 Kosovada 13 yıldır yapılan Türk siyaseti maalesef toplumumuzu, değerlierimizi, milli kimliğimizi yok etmektedir. Bu plan yavaş yavaş, adım adım yapılıyor. Önce toplumsal bilinci yok et, sonar toplumu zayıflat ve böl.. ondan sonrada 13 yıl boyunca “duran adam” ol ve hayatını yaşa. “Ne de olsa toplum sağlıklı düşünemiyor. Sağlıklı düşünmemeleri için çalışıldı. Seçim zamanında ben onlara vaatler veririm, gezdiririm, karınlarını doyururum onlar da bana oy verir.. harcadığım para zaten  bana onlardan geliyor”.. düşüncesindeler idealleri olmayan bu siyasetçiler… Onların yüzünden de Kosovada saygısız bir toplum olduk.

Peki bu duruma nasıl geldik? Kısa tarihi özgeçmiş!

1999 savaşından önce bu topraklarda yaşayan yine biz Türk toplumu “kasabalı” kültürü ile bilinirdi… Aydınlarımız (korkmayanlar) ve esnaf aydınlarımız gerektiği yerlerde hakkımızı korurlardı. Güçlü bir toplumsal yapımız vardı. Gazetemiz, radyomuz ve hatta çok kaliteli bir orkestramız vardı. Derneklerimiz çocuklarla dolup taşardı. Türkler efendi, hanım bilinirdi….

2000’li yıllarda Kosova’nın yeni yapılanmasında siyasi alanda da bir Türk partisinin olması gerkti. Her nasılsa ismi cismi hiç duyulmayan kişiler bu partinin başına otobüs bileti satarken getirildi.. Büyük ihtimal o da çok şaşırmıştır. Dediğim gibi tarihi bilinci olabilir, ama idealeri olmayan bu kişiler koltuklarına aşık oldu ve toplumun ihtiyaçlarını çabucak unuttu. Milletin onları getirdiği yerler artık hizmet değil, bir yaşam biçimi oldu.. Artık ne varsa ana baba abi kardeş, hala komşu hepsi organize olup Türk siyasetinde ve devlet kurumlarında yerlerini aldılar.. Durumu fark eden bazı aydınlar, düşünen insanlar karşı çıkmaya başladı, ama nafile, onların arasında olan zayıf halkalar kullanıldı, 100-200 paraya istenilenler yazdırıldı… Düne kadar onlara karşı yazılar yazan iş yerleri ellerinden alınan aydınlarımız, bir müdürlük ile sustular.. Prizren dışında var olan güçlü muhalefetler dışarıda bırakılıp “biz herkese eşit davranıyoruz” demeleri için Prizren dışından yaşayan bahçıvan, şofor, Türkçeyi yeni öğrenen ve kendini ifade edemeyen kişilere koltuk verdiler. Ne de olsa onlardan zarar gelmez, onların tek idealleri hayal edemeyecekleri mevkiler oldu. Kendi hakkımız olan iş yerlerine başkaları getirtilip millet aç bıraktırıldı, bu sayede sıra oya geldiğinde daha kolay kontrol edilebilirler… Türkçe dili genelden yerele dönüştürdüler ve yerelden de tamamen çekme aşamasına getirtecekler. Herkese babasının malıymış gibi Türklük belgeleri dağıtıp hakkımız olan okulları iş yerlerini başkalarına peşkeş çektiler….

Sonra ne oldu?

Sonrası malum. Halkın liderleri nasılsa halkta yavaş yavaş öyle olur. Birbirlerine güveni kalmayan, en yakın dostunu satan, 3 kuruş için her haltı yapan, yalan söyleyen, karakteri olmayan bir toplum olmaya mahkum edildik. Biz böyle değiliz, böyle oldurulduk. Onlar ise güçlerine güç katıp, toplumu kullanıp, katlar yatlar, jipler, özel şöförler…  Hfta da 3 defa ucakla Türkiyeye gitmeler, geziler…Ondan sonar manşetlerde “Bilmem ne belediyesi destek verecek” Oğlum sen git desteği halkından al, aç olan, hakkını yediğin ve koruyamadığın onlar. Ama tabi Türkiyeden çıkmıyorsun ki, ordan destek aramak daha kolay galiba! Off off…  Ne de olsa toplumsal bilinç ayaklar altında, halk bir uyutulup, seçim sırasında uyandırılıyor… Kalk oğlum sana iş vereyim, seni şurda okutalım, bu seçimde ailenle, çevrenle beraber bana oy at…

Peki umut varmı?

Bu soruyu bana sürekli soruyorlar. Halk korku imparatorluğunda yaşıyor. Işte az olmamıza rağmen birileri çıkıp burada biz de varız der. Sen kendi kafana göre tüzüğü değiştirirsen, kendi kafana göre atamalar yaparsan tabi ki bölünmeler olur.. içeride hakkını isteyenlere fırsat vermiyorsun ki.  Değil 20 bin sadece 1000 kişi de olsak ve adaletsizlik yapanlara karşı susarsak, denenmeyen yolları denemez isek o zaman bölücü değil yok edici oluruz. Siz birilerini bölücülükle suçlarsanız birileri de sizi yok edicilikle suçlar. Bölünürsek yeniden birleşme şansımız var. Ancak “YOK” olursak bir daha olma şansımız olmaz arkadaşlar.

Bizler 13 yıldır aynı yalanları dinledik. 13 yıldır içeride savaşıp bir şeyleri düzeltmeyi denedik. Ama “OLMADI”.  Ne yaptıysak tek partimiz olan partiyi bu hastalıklı düşüncelerden kurtaramadık. 10 yılda seçimlerdeki sayımız %50 azaldı. Bu da çok daha önceden bölündüğümüzün göstergesidir. Bu yüzden halkımız için tek çare dışarıdan savaşmak oldu. Eğer bu savaşı kazanırsak “Umut” olacak. Umut ancak “Değişimde” olacaktır. Bir şeyleri iyi yönde değiştirmek isteyenler “bölücü” değil ancak “birleştiricidir”.

Değerli soydaşlarım, unutmayın, bizler gururlu tarihi olan ve ideallerimiz olan bir milletiz. Aramızda her zaman bu idealleri ve kimliğimizi unutturmaya çalışanlar olacaktır. Bizlerin bu yolda pes etmemesi ve olayları iyi görmesi gerek. Bizim İdeallerimiz o kadar değerlidir ki bu yolda mağlup olmak bile zafer sayılır, geriye bırakacağımız dürüstlük ve onur bizleri yok etmeye çalışanları yavaş yavaş ezecektir.

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Write a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir